Dünya Tarihi

Musul Sorunu

Musul Sorunu

   Dünya Savaşı’ndan önce Osmanlı hakimiyetindeki Musul ve çevresi petrol sebebiyle, İngiltere, Fransa, Almanya arasındaki rekabet konusuydu. 1916 tarihli Sykes-Picot Antlaşması ile Fransa’ya bırakılmıştı. San Remo Konferansında Fransa, kendisini Orta Doğu’daki menfaatlerini desteklemesi sebebiyle, Musul bölgesini İngiltere’ye bıraktı. Musul, Mondros Mütarekesi’nin 7. maddesine dayanılarak 15 Kasım 1918 tarihinde İngiliz Askerleri tarafından işgal edildi. Milli Mücadele’nin zor koşulları içinde TBMM Hükûmeti bu bölgeyle ilgilenemedi. Birinci Dünya Savaşı sonunda Türk Askerlerinin kontrolü altında kalan bir bölge olduğundan, Türkiye Cumhuriyeti Musul vilayetinin milli sınırları arasında olduğunu açıklamıştı. Lozan Konferansında Musul Sorunu hakkında bir karara varılamamış ancak bir yıl sonra İngiltere ve Türkiye arasında görüşmeler ile çözülmesine karar alındı.

   Musul sorununun çözümlenmesi için İngilizler ile ilk kez 1924 yılında İstanbul’da Haliç Konferansı’nda görüşmeler yapıldı. Bu görüşmelerde İngilizlerin Musul Vilayeti’nin yanı sıra Hakkari’yi de talep etmelerinden ötürü anlaşmaya varılamadı. Haliç Konferansı’nın başarısızlıkla sona ermesinden sonra İngilizler isteklerini zorla kabul ettirmek için bazı olayları bahane ederek Türk hükümetine bir ültimatom (bir devletin bir devlete tartışmaya kapalı verdiği nota) verdiler. Ültimatomda, istekleri kabul edilmeyecek olursa askeri girişimlerde bulunacaklarını açıklıyorlardı. Türk hükûmeti bu ültimatoma verdiği karşılıkta, sınırlarını ve bağımsızlığını korumak için her türlü önlemi alacağını bildirdi. Kesin karar karşısında, İngiltere hükûmeti herhangi bir harekette bulunmaya cesaret edemedi. Öte yandan Şeyh Said İsyanı nedeniyle gerekli askeri harekat da yapılamadı.

   İstanbul Konferansı sonrası

   9 Mayıs 1924 tarihinde Türkiye ve İngiltere arasında İstanbul Konferansı düzenlendi. Türk tarafı Musul’un tarihi olarak Osmanlı toprağı kaldığını ve Birinci Dünya Savaşı sonunda bu durumun değişmediğini, vilayetin nüfusunun üçte ikisinin Müslüman Türk ve Kürtlerden oluştuğu bu durumda tarihi, askeri ve etnik gerekçelere göre Musul’un Türkiye sınırları içinde olması gerektiğini savundu. Ayrıca Yüzyıllarca Türk egemenliğinde kalan Musul Vilayeti, Misak-ı Millî sınırları içindeki toprak parçalarından biri olarak ilan edilmiştir. İngiliz tarafı Türk Devletinin isteğini kesinlikle reddetmesi üzerine İstanbul Konferansı dağıldı. Anlaşmazlık, Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Türk tarafı İstanbul Konferansındaki tezlerini tekrarladı ve referandum (genel halkoylaması) yapılmasını istedi. İngiltere bölge halkının bilinçsiz olduğunu bildirerek plebisit (referandum) isteğini de reddetti. Konuyu araştırmak için Milletler Cemiyeti’nde bir komisyon kuruldu ve yine çözümlenemedi.

16 Aralık 1925’te toplanan Milletler Cemiyeti Genel Kurulu, Musul ili topraklarının Irak’a, dolayısıyla İngiliz Mandasına bırakılmasına karar verdi. Musul sorunu, İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan Ankara Antlaşması’yla (5 Haziran 1926) bir sona bağlandı ve Musul kesin olarak Irak’a bırakıldı. Antlaşma gereğince Irak’ın Musul petrollerinden sağlayacağı karın %10’u 25 yıl süreyle Türkiye’ye verilecekti.

   Türkiye, Musul petrollerinin gelirinden 25 yıl süreyle yüzde 10 pay almayı kabul etti ve Musul’daki haklarından vazgeçti. Fakat daha sonra, 500 bin sterlin karşılığında bu haktan da vazgeçildi.

ANKARA ANTLAŞMASI

   Ankara Antlaşması (1926), 5 Haziran 1926 tarihinde, Türkiye ve Irak arasındaki siyasi sınırları belirlemek ve komşuluk münasebetlerini düzenlemek amacıyla İngiltere ve Türkiye tarafından Ankara’da imzalanan anlaşma.

   İngiltere, Mondros Mütarekesi’nin 7.maddesine dayanarak, antlaşmanın imzalanmasından birkaç gün sonra Musul’u işgal etti. 1926 yılında Musul Sorunu Milletler Cemiyeti’ne götürüldü. Sorun burada da çözümlenemeyince Yüksek Adalet Divanı’na verildi. Olumlu bir sonuç alınamadı. İngilizlerle Ankara’da bu konu üzerinde yapılan görüşmeler bir anlaşma ile sona erdi.

   Sonuç olarak 5 Haziran 1926 tarihinde Ankara’da antlaşma imzalandı.7 Haziran 1926 tarihinde TBMM’de onaylanarak kabul edildi.

1926 Ankara Antlaşması Maddeleri

1)Musul ve Kerkük vilayetleri Irak’a verilecektir.

2)Irak sınırı Milletler Cemiyeti’nin 29 Ekim 1924 yılındaki aldığı kararla kesin olarak belirtilmiştir.

3) Milletler Cemiyeti’nin belirttiği sınır kararını iki devlette kabul edecek ve bozmak için herhangi bir eylem hazırlığına girmeyecektir.

4)Türkiye ve Irak arasında sınır Brüksel hattı olduğu kararlaştırıldı.

5) Irak Musul’dan elde ettiği petrolün%10’unu 25 yıllık süre boyunca Türkiye’ye verecektir.

6) Türkiye bu parayı 4 yıl boyunca almıştır ancak kalan 21 yıllık hakkını ise 500.000 Sterlin’e İngiltere lehine vazgeçmiştir.

7) Irak hükûmeti antlaşma imzalanana kadar kendi halkından Türkiye lehine konuşanlara genel af tanıyacağını söyler.

8) Türkiye ve Irak, dost devletler arasında yapılan “suçluların iadesi“ için görüşmeye karar vermiştir.

9) Antlaşmanın 2. faslı yürürlüğe girdiğinden itibaren on sene müddetle yürürlükte kalacaktır.

10) 10 sene sonra taraflardan biri fes etme hakkına sahip olabilecektir.

11) Maddeler taraflarca tasdik edilecek ve derhal Ankara’ya gönderilecektir.

12) Antlaşma tastik edildikten sonra Lozan Antlaşması’nı imzalayan devletlere gönderilecektir.

 

1936 yılında Irak ile Türkiye arasında 18 Temmuz 1936 gününden itibaren, 1926 Ankara antlaşmasına getirilen bazı hükümler;

1) Sınır komisyonu 6 ayda bir toplanmaktadır,

2) Sınır konuları gözden geçirilmektedir,

3) Antlaşmayı imzalayanlar, sınır bölgesinde diğer devlete karşı olan propagandalara izin vermeyecektir; ancak bu maddeye uyulmamaktadır.

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA: tr.wikipedia.org, ekitap.ktb.gov.tr

 

What's your reaction?

Excited
0
Happy
1
In Love
1
Not Sure
0
Silly
0
Mert Kutay
Hacettepe Tarih öğrencisiyim. Boş zamanlarımda bilgiyi amaçlayarak, kitap okuyarak, sizler için yararlı bilgilerle fayda sağlamaya çalışıyorum.

    Bunları da Beğenebilirsin!

    Yazının İcadı
    Tyt Tarih

    Yazının İcadı

    Yazı ilk defa MÖ 3200’lerden itibaren Mezopotamya uygarlıklarından biri olan Sümerler tarafından kul­lanıldı. Temel geçim ...

    Yorum Yapın!

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Kategori:Dünya Tarihi